8 Aralık 2018 Cumartesi

Emine Doğan | Yazar Röportajı

18:17:00, BY Gizem A -

Herkese merhaba! :)
Bloğumu açtığım ilk zamanlar severek yaptığım şeylerden biri yazar röportajlarıydı. Birçok yazar ile kitapları hakkında sohbet etme şansı buluyordum. Birkaç hafta önce bu röportajlara neden devam etmiyorum ki diye düşünüp ulaşabildiğim yazarlar ile röportajlar yapmaya karar verdim. İlk olarak kitaplarını severek okuduğum ve kendisini de çok sevdiğim Emine Doğan ile başlayayım istedim. Sağolsun beni kırmadı ve sorularımı yanıtladı. :)
Lafı daha fazla uzatmadan röportaja geçiyorum, umarım keyif alarak okursunuz. ♥






Soru: İlk olarak röportajların klasik sorusundan başlayayım, Emine Doğan kimdir? Bize kendinden bahseder misin? :)

Cevap: Emine Doğan, 18 Haziran 1992 Ankara’da doğmuş, Kayserili bir ailenin dört çocuğundan en küçüğüdür. Evin huysuz çocuğu da diyebiliriz. :) Dört yıllık bir üniversitenin Kimya bölümü mezunuyum. Aslında oldukça sıradan kendi iç dünyamda yaşayan biriyimdir. Ha birazda mantık insanıyım. Mantığımın dışına çok zor çıkarım. Gülmeyi, özellikle bir kahve yanında muhabbet etmeyi çok severim. Kendim için asla hayal kurmam. Gerçekçi olmakta yanayımdır. Hayal kurmak güzel ama gerçekleşmediği sürece insana verdiği minik hasarlar umutsuzluğa sebep veriyor. Ben zaten yeterince umutsuz vakayken başkasına hiç gerek yok. :) 
Okurum, yazarım ve dinlerim.

Yazmaya ne zaman ve nasıl başladın?

Eylül 2015’de başladım. Şöyle düşündüğün zaman baya olmuş hani :))) Nasıl başladığım konusunu şimdi düşünüyorum… 
Biraz sıkıntılı bir dönemimdi. Galiba yazmak da benim kaçışımdı. O an sadece yazmak, kendimi denemek istedim ve durmaksızın yazdım. Böyle saatlerce yazdığımı çok iyi hatırlıyorum. Her bir kelime de nasıl mutlu olduğumu falan çok iyi biliyorum. Yıllar geçti ve ben yine kendimi denemek için yazıyorum. Şu an buradayım. Buradan sonra denemelerim devam edecek gibi. Bir tür terapi benim için ve bu terapiyi ben çok çok seviyorum. Bazen düşünüyorum. Şu an yazmaya başlasam ne yapardım diye. Galiba şimdi olsa başlamazdım. O zamanın aklı ile büyük bir cesaret göstermişim. Yazdıklarımı kendime saklamak gibi bazen bir hisle doluyorum. Sonrasında sakince bu hissi kendimden son sürat uzaklaştırıyorum.

Yazdıklarını kitaplaştırma hayalin var mıydı? Yoksa yazdıklarını paylaşmaya çekinen insanlardan birisi miydin?

 İlk yazmaya başladığım zaman kitap olma düşüncesi aklımda yoktu. Yalan yok ortaya ne çıkacak diye yazmak istedim. Bir de ben ikizler burcuyum ve her şeyden çabuk sıkılırım. Yazmaktan ne zaman sıkılırım diye bekledim. Ve hâlâ da bekliyorum :)
Benim çekingen bir tarafım var ve bunu zor bastırıyorum. Benim için aşılması zor bir şeydi yazdıklarımı başkalarına okutmak. Gizli saklı yazmaya başladım, yazarken birkaç kişi dışında herkesten de sakladım. Kitap yazıyorum demek hem biraz komik geliyordu hem de biraz ürkütücü. Çünkü kimse senin hangi duygularla ne için yazdığını bilmeyecek ve kendi akılları sıra seni tiye alacaklardı. Maalesef toplumumuzda bu var. Birisi gerçekten bir başarı ya da farklı bir şekilde size kendisini gösteriyorsa onun arkasında durmak yerine onu farklı açılarla rencide ediyorlar. Başıma gelmedi ama biliyorum ki gizli saklı bunu yapanlar var. Ve bu yüzden de uzun bir süre kimseye hiçbir şey söylemedim. Şimdi bile en yakınlarım dışında kitaplarımı konuşmayı sevmiyorum. Sanki onları inciteceklermiş gibi geliyor.
Ne okurdum ne de yazardım… Ailemin ilk tepkisi komik oldu. Çünkü onlarda benim gibi beklemiyordu. Büyük abimin tepkisini hiç unutmam. İlk tepkisi, “Emine buna nasıl cesaret etmiş?” demek olmuştu. O zamanda buna cevap vermemiştim şimdi de veremiyorum… Bu deli cesaretimin nereden geldiği hakkında bir fikre hâlâ sahip değilim. Galiba istedim demek yeterli… Yazdıklarımı paylaşmak konusunda hâlâ çekingenliğim devam ediyor. Wattpad üzerinden devam eden hikâyelerim var. Her bölümün yorumlarını aşırı tedirgin ve merakla beklerim. Ve itiraf edeyim bu yorumları korkarak beklesem de bendeki yeri her zaman ayrıdır. Bazılarının aksine Wattpad’i gerçekten çok seviyorum. Bana hiç beklemediğim yerden bir dünya açtı ve vefasızlık yapamam.

Kitabın basım aşamasında ve eline aldığın ilk an neler hissettin? Ve kitabın çıktıktan sonra hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

Basım aşaması biraz gergin bir süreç. İster istemez insan biraz gergin oluyor ama tadı da bir başka. Basım aşamasındaki sürede yerimde duramam. Kendi kendime gülerim. Etrafıma pek belli etmek istemem bu şapşal hallerimi ama yalnız kaldığım her an düşünürüm. Zemheri’nin basım aşamasından tatlı bir anım vardır. Abimin oğluyla beraberken kendimi tutamadan sesli düşünmüşüm. O zamandan beri afacan beni taklit eder. :D
Ben kitaplarımı çocuğum gibi görüyorum. Onların annesiyim. :) Elime aldığımda gözlerim dolar. Başta inanamıyor insan. Kitap olsun diyor insan ama eline almak çok başka. Arada elime alır bir sarılırım. Herhangi bir sayfasını açar okurum. Sonrasında sırıtık bir halde kapağı kapatır yerine koyarım.
Hayatımda ne gibi değişiklikler olduğuna gelince aslında çok bir değişiklik olmadı. Yine aynı benim. :) İnsanların bakış açışı biraz değişti diyebilirim. Aslında aynı kişiyim ama biraz farklı bakıyorlar gibi. Buna nedensizce gülerim. Kitabı –bana göre- çoğu okumadı. Okusalar bana daha farklı bakacaklarından eminim. Mesela annem ve babam hâlâ okumadı. Babamın okumasını biraz kendim geciktiriyorum. Fakat annem kendisi okumuyor. Ara ara Anne hadi okusana, derim o da bana Kalbim dayanmaz der. Buna çok gülüyorum ama galiba bir süre daha okumasa güzel olacak. Beni biraz daha duygusuz olarak görmeleri işime gelir.

 Yazarken nelerden ilham alırsın?

 Ben genelde müzik eşliğinde yazarım. Onlardan aldığım ilham dışında anlık gelenler olur. Bazen -komik ama- bir iş yaparken aklıma gelir. Aklımdakini unutmamak için birkaç defa tekrarlar telefonuma koşarak not ederim. Yolda yürürken etrafta gördüğüm herhangi bir şeyden ilham aldığımı da bilirim.


Kurgularını nasıl oluşturursun? Zorlandığın zamanlar olduğunda bunu aşmak için neler yaparsın?

 Kurgularımın çoğu anlık dürtüyle yazıldı. Oturduğum yerde birden gelir. Böyle günlerce düşündüğüm ve inatla kurgulayamadığım zamanlar olur ve çıldırırım. Kendimi rahat bıraktığım zaman birden beni bulduğundaysa mutluluktan uçarım. Aklıma gelenleri hemen not almaya çalışırım. Ondan sonra yavaş yavaş gerisi gelir. Açıkçası çok aldığım notlara uymam. Akışına göre devam ederim. Bu tehlikeli ama başına buyruk karakteri olursa insanın her şey mümkün. :) Karakterler zaten kendisini ortaya çıkarıyor. Zorlanmaktan çok yazmama isteği oluyor bende. O da yoğun günler geçiriyorsam etrafın kalabalığı beynimi yorduğu için. Onun dışında kolay kolay birinden yardım almam. Kendi mantığıma yatmayan bir şeyi maalesef yazamıyorum.

Asla yazamam dediğin bir tür var mı?

Fantastik, tarihi aşk ve bilim kurgu yazamam. Asla demeyim ama yazamayacağımı biliyorum. :)

Kendine örnek aldığın bir yazar var mı?

Hayır. Ama saygı duyduklarım var.

Herhangi bir kitabın içine girme şansın olsa hangi kitap olurdu?

Kendi kurgularımın hepsinin içine girmek isterdim. Bütün karakterlerimle oturup bir kahve içmek fena olmazdı. Onların varlığını duyumsamak ne güzel olurdu…

Kitaplarındaki karakterler seni mi yansıtır yoksa tamamen zıt karakterler midir?

Her ikisi de var. Ama genellikle benden oldukça uzak karaktere sahiplerdir. Mesela Ayşe bana biraz mız mız geliyor. Ben öyle biri asla değilim. O nasıl çıktı benden bazen düşünürüm ama çıktı işte. Ve aynı zamanda okuyanlar bilir Ayşe’nin zor bir tarafı da var. Ali’yi biraz süründürdü. O zor tarafı direkt galiba benim. İnatçı bir tarafım vardır. Kolay kolay bir şeyi kabul edemem. İster istemez bunu da karakterlerime yansıtıyorum. Ha bir de Ali’nin tatlış hâli belki ben olabilir dermişim. ;) Şaka bir yana Ali’nin güzel kalbine sahip olmak çok isterdim.

Okuduğun kitaplardan seni en çok etkileyen hangisidir?

Çalıkuşu benim için her zaman farklı bir kitaptır. Onun dışında birçok kitap daha var ama hepsini galiba buraya yazamam. Okuduğum kitaplar biraz dramsa beni ister istemez etkiliyor. Çok ağladığımı bilirim. Güneş Demirel’in bir kitabında neredeyse seksen küsur sayfa boyunca ağladım. Eğer içinde dram varsa ben her şekilde etkileniyorum. Ve bunu da gerçek hayatta olmuş gibi anlatmaya bayılıyorum.

Kitabını okumayanlar için kısaca anlatmak ister misin?

Tabii ki seve seve :) 
Yıllarca tutsak hayatından kurtulmak için evden kaçan Ayşe’nin, Ali’yle kesişen hayatının zorlu süreci... Annesiz ve babasız olan kızımız hayatı hakkında hiçbir şey bilmiyordur. Bildiği şeylerse çok çok azdır. Amcasının tutsak hayatında eksikler olduğu gibi yarım kalan şeylerde vardı. Kaçışlar her zaman zor olur ama onun kaçışı daha zordu. Özellikle hayatına almaması gerektiği halde aldığı adamla bütün hayatı ansızın değişecek ve bir mektupla beraber kaçışı daha da zorlu bir sürece girecektir. Bir kaçış değildi aslında aynı zamanda özgürlük için nefes almak için çırpınıştı. Ali ve Ayşe’mizin tatlı hikâyesinin devamını da anlatmak isterdim ama büyüyü kaçırmamak lazım değil mi?

Son olarak okurlarına söylemek istediğin bir şey var mı?

Minik bir yazarım daha ve Allah izin verirse de uzun bir yol beni bekliyor. Okurlarımı çok çok seviyorum. İnsanın zihninden dökülenler her zaman kıymetli oluyor. Ve bunlara değer verenler daha çok kıymetli. 💜 Yanımda olan herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Yolumun en başından beri benimle olan çok kişi var. Allah yolumuzu açık etsin ve yan yana yürüyelim.  


ENLER

En sevdiğin kitap?
Çalıkuşu
En sevdiğin yazar?
Çok çok fazla var ama Zeliha Eren’i ayrı seviyorum.
En sevdiğin film?
Alacakaranlık
En sevdiğin şarkı – şarkıcı?
Buralar Yalan- Emre Aydın
En sevdiğin yemek?
İçli Köfte
En sevdiğin renk?
Mor 
En sevdiğin hayvan?
Balıklar ve kuşlar




18 yorum:

  1. Genç kendini yazmaya adamış verimli olmaya çalışan pırıl pırıl gençler...Ne güzel...
    Ülkemizin böyle gençliğe ihtiyacı var...
    Başarılarının devamını dilerim..
    Sevgili editör kalemine yüreğine sağlık..Güzel bir çalışma olmuş

    YanıtlaSil
  2. uzun zamandır bir röportaj okumamıştım... teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. güzel bir röportaj kutluyorum

    YanıtlaSil
  4. Ne mutlu hayalini gerçekleştirmiş... yazı için teşekkürler..

    YanıtlaSil
  5. keyifli bir ropörtaj olmuş ama kitaplarını okumak kısmet olmadı daha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, umarım okuma şansınız olur :)

      Sil
  6. Gencecik,pırıl pırıl bir yazar. Allah yolunu açık etsin inşaAllah :)

    YanıtlaSil
  7. güzel bir röportaj kutluyorum

    YanıtlaSil
  8. ayyy saol yaa, okumadığım bir yazardı. çok güzel sohbet olmuş. vee, gerçekten de bir yazar gibi yaaa. yazar özellikleri var ondaaa baksanaaa :)

    YanıtlaSil
  9. harika bir röportaj olmuş, yüreğine sağlık

    YanıtlaSil