10 Ocak 2018 Çarşamba

Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali | Kitap Yorumu

21:24:00, BY Gizem A -

Kitap Adı : Kuyucaklı Yusuf
Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı : 216
Baskı : 80.Yıl Özel Baskı - 2017

Merhabalar! ^^
2018'in ilk kitap yorumu ile karşınızdayım. :)
Yeni yıla başlarken ilk kitabım çok sevdiğim bir yazardan olsun diye düşündüm. Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf romanının 80. yıla özel baskısını almışken ilk olarak onu okumaya karar verdim. Kitap bittiğinde bu kararımdan çok memnun oldum.
Kuyucaklı Yusuf, 1932 yılından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilmeye başlanmış fakat bazı nedenlerden dolayı sürekli yarım kalmış. 1937 yılına gelindiğinde Tan gazetesinde eksiksiz olarak tefrika edilmiş, kitap olarak ise yine aynı yılda Yeni Kitapçı tarafından yayımlanmış. YKY ise ince davranışı ile 80.yıla özel baskı hazırlayarak bizlerle buluşturdu.


Sabahattin Ali, eserlerinde toplumsal yapıyı ve sorunları ele alan bir yazar. Kuyucaklı Yusuf eserinde de kasaba-köy, yozlaşmışlık-masumiyet ve ölüm-yaşam kavramları arasındaki doğal çatışmayı gözler önüne seriyor.
Nazilli yakınlarındaki Kuyucak köyüne yapılan bir eşkıya baskını sonucunda anne-babası ölen küçük Yusuf kimsesiz kalmıştır. Olay yerini incelemeye gelen kaymakam, küçük çocuğun böyle korkunç bir olay karşısındaki soğukkanlılığına şaşkınlıkla karışık hayranlık duyar ve Yusuf'u evlatlık olarak yanına alır. Bir süre Nazilli'de yaşadıktan sonra Edremit'e taşınırlar. Bu kasabada işler adaletsiz bir şekilde sadece paranın gücüyle yürütülmektedir. Yusuf ve ailesini de istedikleri gibi kullanmak isteyen zengin aile kirli oyunlarıyla bu aileye bela olur. Okurken günümüzde de böyle durumların olduğunu fark edince ne kadar zaman geçerse geçsin insanlar değişmedikçe tarihin tekerrür edeceğini anladım.
Kitabı okumayanlar için ipucu olacağı için konusuna daha fazla değinmeyeceğim.

Karakterlerin her biri yaşamın içinden, gerçekçi karakterlerdi. Fiziksel tasvirden çok ruhsal tasvirlere yer verilmiş olması da bu gerçekçiliği arttıran bir unsurdu. Özellikle Yusuf karakterini kendime yakın hissettim. Düşünce yapısı, insanlara karşı tutumu vs. sanki yakın bir arkadaşımla ilgili yazı okuyormuş hissi uyandırdı. Sabahattin Ali'nin abartıdan uzak olan sade ama etkili anlatımıyla birleşince keyifli bir okuma oldu benim için.
Sonunda bazı karakterlerin hikayesi tam olarak bitmemiş gibi hissettim. Araştırma yaparken öğrendiğime göre Sabahattin Ali, bu kitabı 3 kitaplık serinin ilk kitabı olarak yazmış fakat erken yaşta hayata veda edince yarım kalmış. Keşke edebiyat dünyasında büyük bir kayba neden olan o iğrenç suikasta kurban gitmeseydi de biz de sayılı kitabı bitmesin diye kendimizi tuta tuta okumak yerine doyasıya okuyabilseydik...
***
Biraz hüzünlü bir yazı oldu ama Sabahattin Ali sever bir okur olarak bu kaybı kabullenmekte zorlanıyorum, mazur görün. Ve hala okumadıysanız okuyun efenim. Sevgiler. ♥



2 yorum:

  1. Sabahattin Ali çok değerli bir yazar. Tüm kitaplarını okudum. Allahtan son zamanlarda bazı kitapları popüler oldu da insanlar kaliteli kitap
    okur oldular. ne yazık ki sonu kötü, kimler nasıl öldürdü çözülemedi.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Ben de kitaplar üzerine kendi blogumda yazılar yayımlıyorum. Sabahattin Ali benim de yorumladığım bir yazar. Yazınızı bu iki sebepten dolayı incelemek istedim.
    Bu bağlamda bir konudaki görüşünüzü merak ediyorum. Benim kitap yorumlarımla başka bloggerlerinkini karşılaştırdığımda benim yazılarımın daha uzun olduğunu tespit ettim. Siz de diğer arkadaşlarımız gibi kısa yazmayı tercih etmişsiniz.
    Sorum şu:
    Kısa yazmak, bir tecrübenin, bir gerekliliğin sonucu mu?
    Yazımı inceleyip görüş bildirirseniz güzel bir blogger dayanışması olur. İlerleyen zamanlarda yazılarınızı da sosyal platformlarda paylaşmayı düşünüyorum.
    Teşekkürler…
    http://kitablogum.com/turk-edebiyati/kurk-mantolu-madonna/

    YanıtlaSil